Kola İçerken Neden Artık Genzimiz ve Burnumuz Yanmıyor?

Günümüzdeki kolaların gazı/asidi, açıldıktan birkaç saat sonra kaçıyor; kapağı açarken çıkan o “tısss” sesi artık çok daha sönük. Oysa 90’larda, kapağı açılan kolalar bir-iki gün sonra bile gaz miktarını koruyabiliyordu.

Yoğun gaz nedeniyle taşmaya meyilli olduğu için kolayı bardağa yavaş yavaş doldurmak zorunda kalırdık, köpüğü ininceye dek bekleye bekleye doldururduk. Şimdiyse hızlı doldursak bile kolay kolay taşmıyor.

İlk anlarda yüzeyinde zıplayan o baloncuklar nedeniyle bardağı yüzümüze götüremezdik. Daha ilk yudumda reklamlardaki o meşhur ferahlama sesini istemsizce çıkarırdık. Peki ne oldu da zaman içinde kolanın tadı şerbetten hallice bir içeceğe benzedi?

Değişim aslında yavaş yavaş gerçekleştiği için bu durumu herkes bir anda fark etmedi.

Birileri bu tespiti yapmaya başlayınca insanlar “Gerçekten eskiden tadı daha iyiydi!” demeye başladı. Tat değişikliğini fark ettiğimiz anlarda sadece bize öyle geldiğini sandık ancak sosyal medyada bu konuda bizim gibi düşünenlerin sayısının azımsanmayacak derecede olduğunu görünce gerçekten de kolanın tadının değiştiğinden emin olduk.

Önce şu konuyu açıklığa kavuşturalım: Kola, genzimizi ve burnumuzu neden yakıyor?

Kolanın içinde bulunan karbondioksit gazı, kolayı içtiğimiz anda sıvıdan kurtulduğu için vücut ısımızın da etkisiyle uçmaya başlar, daha sonra genzimizden ve burnumuzdan çıkarken hem ferahlatıcı hem yakıcı bir his bırakır.

Kolanın içerisinde neden karbondioksit bulunduğuna da değinelim.

Coca-Cola, resmi sitesinde bu soruyu şu şekilde cevaplıyor:
Coca-Cola’ya ferahlık hissi veren kabarcıklı etkisini sağlamak amacı ile karbondioksit gazı ekliyoruz. Karbondioksit gazının içeceklerde kullanımı gıda otoritelerince onaylanmıştır. Karbondioksit gazı doğal olarak maden sularında da bulunur. İçeceklere eklenen karbondioksit gazı, ürün açıldığı andan itibaren havaya karışmaya başlar. Mideye ulaşan karbondioksit gazı miktarı oldukça azdır. Tüm ürün içeriklerimiz güvenlidir ve ilgili ulusal ve uluslararası kurumlarca kullanımı onaylıdır.

Gelelim asıl sorumuza: Artık neden kola içtikten sonra asit/gaz, genzimizi ve burnumuzu yakmıyor?

Bu soru, Coca-Cola’nın resmi sitesinde de sorulmuş. Net bir cevap verilmediği görülüyor:
Coca-Cola 1886’dan bu yana her yerde aynı yüksek kalite standartlarında üretilmeye devam etmektedir. Halk dilinde asit olarak tanımlanan Coca-Cola’nın kabarcıkları asit değil, bazı maden sularında da doğal bulunan karbondioksit gazıdır ve gazlı içeceklere baloncuklu etkiyi vermek için eklenir. Üretim sırasında Coca-Cola’ya eklenen karbondioksit gazı belirlenen standartlar dahilindedir. Tüm gıda maddeleri gibi uygun koşullarda saklandığında lezzetini ilk günkü gibi korur.

Tadın değişmediği iddia ediliyor ancak herkes eski tadın olmadığı konusunda hemfikir. Peki biz tahminde bulunmaya çalışalım, kolanın tadını hangi faktörler etkilemiş olabilir?

Akla ilk gelen neden: Malzemeden kısmak.

Daha fazla karbondioksitin daha pahalı olmasından mütevellit bu durum ortaya çıkmış olabilir. Ne de olsa ülkemizdeki ekonomik koşulların da etkisiyle çok sayıda firma ya zam yapıyor ya da zam yapmak yerine ürün boyutunu küçültüyor; hatta içerik kalitesini düşürüyor.

Kolanın içindeki gaz miktarı bu nedenle azaltılmış olabilir. Karbondioksit üretme ve ekleme maliyetinin fazla olup olmadığı hakkında bir bilgi bulunmadığı için bunu şimdilik yalnızca olası bir neden olarak düşünebiliriz.

Sadece kolada değil, başta dondurma olmak üzere pek çok ürünün içeriği Avrupa’dakine kıyasla kötü olabiliyor.

Aynı markanın aynı ürünü olan bir dondurmayı Avrupa’daki versiyonuyla kıyasladığınızda oradakinin meyve ve süt oranının daha fazla olduğunu görebilirsiniz. Örneğin; Algida Twister dondurmanın Türkiye’de satılanındaki süt oranı %1, meyve püresi oranı 0,4 ancak Avrupa’da satılanında süt oranı %13, meyve püresi oranı %11. Yani “coğrafya kaderdir” durumunu lezzet ve sağlık açısından da fazlasıyla yaşıyoruz. Bu konuya daha detaylı bir şekilde birazdan değineceğiz.

İkinci olası neden: Fazla karbondioksitin sağlık açısından sakıncalı olduğunun farkına varılmış olunabilir.

Ancak kola zaten her halükarda sağlıklı bir içecek değil. İçindeki şeker, karbondioksitten çok daha zararlı. Üstelik sağlık kaygısı güdülmüş olsaydı glikoz şekeri yerine Avrupa’da olduğu gibi doğal şeker kullanılması şartı koşulurdu.

Ayrıca Avrupa ülkelerinde sparkling water denilen gazlı içecekler normal su gibi tüketildiği için bu ihtimal şimdilik uzak görünüyor.

Üçüncü ve en olası neden: Franchise faktörü ve şişeleme

Dünyaca ünlü kola şirketleri, farklı ülkelerdeki franchise’larına patentle korudukları konsantresini gönderiyor. Türkiye’ye gelen bu konsantreye(muhtemelen şurup şeklinde) yaklaşık %86 oranında su katılıyor.

Daha sonra tatlandırıcılar ve karbondioksit ilave ediliyor. Çeşitli koruyucu maddeler ve asitliği düzenleyiciler de eklenince şu an içtiğimiz kola ortaya çıkıyor.

İşte en can alıcı kısım burası:

Şişelemeyi yapan şirketler sonradan katılan bu maddelerde bazı değişiklikler yapabilirler. Konsantre miktarını değiştirebilirler, tatlandırıcılar(mısır şurubu, şeker kamışı, esmer şeker, karamel) arasından istediklerini koyabilirler. Ve tabii ki karbondioksit oranını da kendileri belirleyebilirler.

Formülü ülkeye göre değiştirmelerinin nedeni “yerelleştirme” düşüncesi de olabilir.

Bir yerelleştirme taktiği örneği verelim; dünyaca ünlü bir pizza markası, ülkemizde pastırmalı pizza seçeneği de sunabiliyor. Çünkü kültür etkisi nedeniyle insanlar buna da talep gösteriyor.

Bazı milletler kolayı daha az şekerli severken bazıları daha fazla şekerli sevebilir. Pazar araştırması sonucunda Türkiye’de karbondioksitin sevilmediğini tespit etmiş olabilirler. Durum böyleyse çoğunluk nedeniyle azınlığın damak tadı bozulmuş olabilir.

Şu an nasıl bilmiyoruz ancak bir zamanlar Irak’ta “Türkiye kolası” popülerdi ve oradakine göre daha pahalıya satılırdı. Çünkü aynı marka olmasına rağmen oradaki kolanın tadı daha kötüydü. Görüldüğü üzere ülke faktörü bir hayli önemli.

Özetle; bu durumun nedeni, ekonomik ve sosyokültürel bozulmanın bir sonucu gibi görünüyor.

  • Görsel: Coca-Cola’nın bir zamanlar tat değişikliğine gitmesi üzerine düzenlenen bir protestodan.

Bu bozulma her alanda etkisini iyiden iyiye hissettiriyor. Oysa Avrupa’nın hiçbir yerinde glikoz şurubu katılmış bir kola bulamazsınız. Açıkçası bu gidişle kolaya mentos atınca bile köpürmediğini görebiliriz.

Editör notu: Yaklaşık 4 yıldır kola içmiyorum. Arada bir içmeyi denediğimde aslında ne kadar lezzetsiz bir şeyi yıllarca içtiğimi fark ettim. En iyisi mi, sağlığınız için hiç içmemek.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4, 5

Yorum yapın

eryaman escort ankara escort